Afrika Boynuzunda Mahrumiyet Ülkesi: Somali (Gezi-İzlenim)

Sakarya’da faaliyet gösteren Diriliş Saati Dergisi editörlerinden Cüneyt Özdemir, İHH aracılığıyla gittiği Somali’ye dair izlenimlerini İslamî Analiz okurları için yazdı.

İslamî Analiz/Gezi yazısı

Sakarya’da faaliyet gösteren Diriliş Saati Dergisi editörlerinden Cüneyt Özdemir, İHH aracılığıyla gittiği Somali’ye dair izlenimlerini İslamî Analiz okurları için yazdı:  

 

Afrika Boynuzunda Mahrumiyet Ülkesi: Somali

Cüneyt Özdemir / İslamî Analiz

“Ramazan Bereketi Yeryüzüne Yayılsın” temasıyla 2014 Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında İHH İnsani Yardım Vakfı’nın düzenlemiş olduğu Somali programına katılma imkanı buldum. 5 günlük ziyaretimizde, benimle birlikte farklı mesleklerden 7 arkadaşımız vardı. Gayet verimli geçen gezide, Somali’yi ve Somali halkını yakından tanıma olanağımız oldu.

İHH İnsani Yardım Vakfı Merkezi’nde gezide beraber olacağımız arkadaşlarla buluştuk ve akşam saat 19.30'da Atatürk Havalimanı'na ulaştık. 8 saat süren yolculuğumuzun ardından, Somali'nin başkenti Mogadişu'ya sabah saatlerinde indik.

Atatürk Havalimanı’ndan kalkan uçak, Somali’nin başkenti Mogadişu’daki Aden Abdullah Havalimanı’na indiğinde aslında, Somali’ye dair ne düşünüyorsanız tüm bunlar bir kenarda kalıyor ve gerçek Somali’ye merhaba diyorsunuz.

İçi bir depo görünümünde olan ve duvarındaki boyaların en az 5 yıllık bir görünüm arz ettiği, tavandan biri uçup biri konan yarasaların sarktığı, pasaport işlemleri için beklediğimiz kabinlerin önünde bir karmaşanın olduğu bu yer; işte Somali. Havalimanından ayrıldığımızda bize eşlik eden bir pikap vardı. Ve pikabın arkasında da 5 adet askeri kıyafetli, ellerinde kalaşnikof marka silah taşıyan gençler... Yolda trafiğin tıkandığı yerlerde pikaptan atlayıp yolumuzu açıyorlar...

Havalimanında işlemlerimizin daha hızlı sonuçlanması için ilgilendiği sırada tanıştığımız Hurrabi Bey’in başında olduğu Zemzem Vakfı’nın ofisine gittik. Yol güzergahında, şehrin pek çok noktasında Afrika Birliği askerlerinin (AMİSOM) kontrol noktalarını görebiliyorsunuz. Şehirde hükümet askerlerinin ve AMİSOM’un varlığını çok bariz bir şekilde hissediyorsunuz. İHH’nın Somali programında yer alan projelerin tanıtımı ve Ramazan yardımlarının ihtiyaç sahiplerine dağıtımı için İHH’nın ofisine giderek, ofis yetkilisi Enver Bey’den Somali hakkında bilgiler edindik ve akabinde dinlenmek için otele geçtik. Otele geldiğimizde alışılmadık tarzda büyük bir demir kapıdan içeri girdik. Otel güvenliği bizdekilerden çok farklı, üzerlerinde özel güvenlik kıyafetleri olsa da ellerindeki silahlarla görüntüleri gerilladan farksız değil. Otelimizin etrafını çevreleyen 3-4 metrelik uzun ve kalın duvarların üstleri de tel örgülerle çevrilmişti. Otelin hiçbir odasının penceresi sokağa bakmıyordu, bakan üst katların etrafına da tahtadan perdelemeler yapılmıştı. Ülkedeki elçilik, otel yada yabancıların girip çıkacağı pek çok bina bu şekilde korunuyordu. Kısa ziyaretlerden sonra; ilk günümüzden arda kalan vakti otelde dinlenerek geçirdik ve iftar ettik...

SOSYAL VE DİNİ YAŞAM

Somali nüfusunun yaklaşık 10 milyon civarında olduğu tahmin edilmekte. Nüfusunun tamamı Müslüman olan Somali, dini hassasiyetleri oldukça yüksek bir halk yapısına sahip. Somali sosyal hayatında İslam esasları hakim. Halk çocuklarına, temel İslamî bilgileri öğretiyor ve Kur’an hafızı sayısı oldukça fazla. Mescitlerde beş vakit ezanın yanında bir de gece teheccüd namazı için ezan okunan nadir ülkelerden biridir Somali. Kadınların kıyafetlerinin çok renkli olduğu söylenebilir. Erkeklerde bu durum daha farklıdır. Kadınların örtünüş şekli farklı olsa da gezdiğimiz yerlerde başörtüsüz hiçbir Somalili kadın görmediğimizi söyleyebilirim. Erkeklerden de bizdeki eteğe benzeyen fakat daha geniş olduğundan içe katlanarak giyilen yöresel kıyafet “muavuis”i kullanan çok. Ülkede resmi dil Somalice ve Arapça. Sömürüden ötürü İngilizce de ülkede hakim dillerden biri. Mısır, Nasır döneminde Somali’ye ciddi anlamda öğretmen göndermiş. Bu öğretmenlerin çalışmalarıyla birlikte Arapça, ülkede hakim dil haline gelmiş. Ziyaret ettiğimiz kamplarda küçük çocukların peşimizde koştururken bizlere “Türki-Türki” diye seslenmelerini, bizleri Arapça üzerinden İslam kardeşliği çerçevesinde yardıma gelmiş Müslümanlar olarak gördükleri şeklinde bir intiba olarak not etmiştim. Mogadişu’da evler tek katlı ve çatısız. Yalnızca büyük apartmanlarda ve işyerleri olarak kullanılan büyük binalarda çatılar mevcut. Somali’nin işlek caddelerinde aradığınız tüm dükkanları bulabilirsiniz. Kasaptan göz doktoru muayenehanesine; kuaförden akaryakıt dükkanına… Fakat bunlar hayalinizin ötesinde. Bambaşka, küçük dükkanlar da mevcut. Dükkânların dış duvarlarında bulunan tabela gibi işlenmiş resimler, içinde ne yapılıyorsa ya da ne satılıyorsa ve oralarda hangi hizmetler gerçekleşiyorsa, bunları haber veriyor.

SOMALİ’DE TARİHİ SÜREÇ

Somali’nin ayrıştırıcı kabile siyaseti karşısında temel birleştirici ve kapsayıcı unsur, İslam’dır. Bunu toplumun her katmanında gözlemlemeniz mümkündür. İslam, Somali’ye 8. yüzyılda girmiş ve ülkedeki yayılışını 18. yüzyıla kadar sürdürmüştür.  Arap ve Somali yarımadaları arasındaki ticaret ve göç, yüzyıllar boyu sürmüş, İslami kültürün Afrika Boynuzu’ndaki yayılışını hızlandırmıştır. İslam’ın Somali için taşıdığı birleştirici güç ise Somali’nin geçmişinde kendini gösterir. Somali’de İslam faktörünün önemini gösteren modern dönemden bir kanıt olarak, Somali’nin Arap Ligi’ne 1974’ten beri üye olmasını gösterebiliriz.

Somalililer birçok büyük kabile ailesine bölünmüşlerdir. Her bir aile, kendi içinde alt kabile ailelerine bölünüyor ve bunlar da sayısız küçük kabilelerden oluşuyor. Her ne kadar, her Somalili kendini bu büyük kabile ailelerinden birine ait olarak tanımlasa da, siyasal ve toplumsal varlığını içinde yaşadığı en küçük kabileye göre belirliyor. Somali’de 4 büyük kabile ve 7 küçük kabile olduğu söyleniyor.

Bölgeye gelen sömürgeci zihniyet ülkeyi kendi aralarında bölüşmüş; İtalya Somalisi ve İngiltere Somalisi diye iki ayrı bölge oluşturulmuştur. İki ayrı devlet gibi olan bu bölgeler 1960 yılında birleşmiş ve bağımsızlık ilan ederek Somali devletini kurmayı başarmışlardır. İlk devlet başkanı Aden Abdullah Osman Daar olmuştur. Ülkede birlik oluşturmak için çok çaba sarf eden Osman Daar, on yıl sonra bir askeri darbe ile devrilmiş, yerine Siad Barre ülkenin başına geçmiştir. Askeri yönetimle idare edilen ülke zamanla günümüzde olduğu gibi kıtlık ve açlıklarla karşılaşmış, 500 bin insan bu sebepten can vermiştir. 1977 yılında Etiyopya, Rusya ve Küba’nın desteğiyle Somali’yi işgal etmeye başlamış, ülkenin bir bölümünü topraklarına katmıştır.

1991 yılında Siad Barre, hükümeti bırakmak zorunda kalmış ve o günden sonra düzenli bir hükümet kurulamamıştır. Somali’nin en kanlı zamanı olan bu dönemde tam bir kaos yaşanmıştır. Binlerce insan, çıkan iç çatışmalarda hayatını kaybetmiştir.Yönetim boşluğu doldurulmayınca gerek ülke içinde gerekse de sahillerde güvenlik sorunları baş göstermiştir.

Bunu fırsat bilen Batılı ülkeler zengin Somon balığı kaynaklarının olduğu Somali sahillerine dadanmışlardır. Modern avlama teknikleriyle ve dev gemileriyle Somali halkının belli başlı geçim kaynaklarından olan Somon balığı avlamışlardır. Somali halkı ve özellikle balıkçılar kendilerine ait zenginliklerin başka ülkeler tarafından talan edilmesine rıza göstermeyip bu gemilere baskınlar yapmaya başlamışlardır. Bu sebepten korsancılar olarak anılmaya başlayan bu insanlar doğal haklarını savunduklarını bütün dünyaya ilan etmişlerdir. Birleşmiş Milletler 2005 yılında Somali sahillerinde kaçak balıkçılığın boyutunun yıllık 300 milyon dolara ulaştığını açıklamıştır. Gelişmiş ülkeler kimyasal ve nükleer artıklarını yıllardır Somali sahillerine boşaltıyor. Bu iddiadan öte bir gerçek olup 1992 yılında BM Çevre Programı tarafından da doğrulanmıştır. 2005 yılında Somali’yi vuran Tsunami ile denizden tonlarca atık kıyıya vurmuştur. BM Çevre Programı Yetkilisi Nick Nuttell bu atıkların tıbbi ve radyoaktif atıklar olduğunu açıklamıştır.1992 yılında BM askeri gücü, özellikle ABD askerleri Somali’ye girince barış yapacağına olayları kışkırtmış, içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir. Kısa bir zaman sonra da bazı bahaneler ile Somali’yi terk etmek zorunda kalmıştır. Hatırlarsanız, Kara Şahin Düştü filmi de bu olaylar çerçevesinde Hollywood’un ABD askerlerini aklamaya çalıştığı bir propaganda filmi olarak çekilmişti. Bu süreçten sonra değişim yaşayarak Batılı güçlerle anlaşan hükümet, çatırdamaya başlayıp hükümeti oluşturan yapıların dağılmasıyla, İslamî gruplar arasında daha fazla radikalleşmeyi beraberinde getirdi. Eş-Şebab ve Hizbu’l İslami grupları, Batılıların ülkeden çekilmesi ve onlarla yapılan anlaşmaların iptal edilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Batı yanlısı olarak nitelendirdikleri Devlet Başkanı Şerif Ahmed’e, Batılı güçlere ve ülkedeki Afrika güçlerine karşı mücadele veren bu gruplar, işgal güçlerinin ülkeden çıkmasını istemektedirler.

AÇLIK VE KURAKLIK

Sömürge sistemi, tek başına Afrika’da yaşanan kıtlıkların sorumlusu görülemese de mevcut sorunların kangrenleşmesinde çok büyük rol oynadığı gerçeği inkar edilemez; dahası, bu gerçek birçok araştırmacı tarafından ortaya konulmuş bir tespit olarak not düşülmüştür.

Afrika Boynuzu olarak adlandırılan bölgenin içerisinde yer alan Somali’nin hem Aden Körfezi hem de Hint Okyanusu’na kıyısı vardır. 637.658 km2 alanının büyük bir kısmını çöllerin oluşturduğu Somali’de dağlık araziden arta kalan sınırlı (toplam arazinin % 3’ü) ancak oldukça verimli bir kısmında tarım yapılmaktadır. Yağmur alan veya sulanabilir olan tarıma elverişli bu araziler aynı zamanda nüfusun yoğun olarak yaşandığı bölgelerdir. Eğer doğru bir tarım ve sulama tekniği geliştirilebilirse Somali’de bu alanın daha fazlası da tarım için değerlendirilebilir; üretim sahası olmasa da en azından toplumun kriz anında kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir potansiyeli içerisinde taşımaktadır. Somali’de iklim aslında tarım yapılabilecek esnekliği bünyesinde barındırmaktadır. Ziyaretimiz boyunca ara ara başkent Mogadişu’nun yağış aldığını gözlemledik, hatta ziyaretimizin son gününde yaşanan uzun süreli sağanak yağışı gördüğümüzde ekipteki herkesin şaşırdığını söyleyebilirim. Tarım ve hayvancılık sektörü Somali ekonomisinin baş sektörünü oluşturmaktadır ve hayvancılık, tarımın dört katı büyüklükteki payı ile tek başına Somali’nin tüm dış ticaretinin %60’ını oluşturmaktadır. Büyük çiftlik sahipleri muz ve şeker kamışı üreterek Avrupa’ya ihraç etmektedir. Somali’den yıllık yaklaşık 50.000 ton muz ihraç edilmektedir. Somali, ağaçtan elde edilen bir ürün olan tütsü üretiminde dünya liderlerinden biridir. Doğru ekonomik politikalar geliştirildiğinde bu alanlar üzerinden ülke kalkındırılabilir.Somali’deki mevcut iktidar savaşının en yıkıcı etkilerinden biri tarım ve hayvancılık altyapısının neredeyse tamamıyla tahrip edilmiş olmasıdır. 1991 yılındaki rejim değişikliğinden sonraki dönemde ülkede tarım ve hayvancılık alanında araştırma yapan hiç bir kurum bulunmamaktadır. Daha da kötüsü böyle bir araştırma yapacak teknik personelin eğitimi de yapılamamaktadır.

Bunun şu anda tek istisnası İHH’nın TİKA ile bölgede ortak yürüttüğü “Tarım Okulu” çalışması. İHH ofisinin hemen yanında dersliklerin ve yatakhanelerin olduğu binanın arkasında iki dönümlük uygulama sahası mevcut. Bu okulda her ay 30 kişilik guruplarla bölge şartlarında tarımın nasıl yapılacağı hususunda uygulamalı eğitim verilmektedir.

Tarım okulu yetkilisi Ziraat Mühendisi Nurullah Bey yaklaşık 2 yıldır bölge insanına eğitim verildiğini belirterek; “Burada doğru tarım teknikleriyle insanların kendi ayakları üzerinde durabilmelerini sağlayacak teknik destek sağlayıp, tarım hususunda bilinçli bireyler yetişmesini önemsiyoruz” diyerek bizlere Tarım Okulu Projesi’nin önemini ve işleyişini anlattı. Bazı meyve ve sebzelerin tanınmadığını mesela kavunun buralarda insanların yiyebileceği lezzetli bir meyve olduğunu bilmediklerini, olgunlaşmadan henüz kelekken eşeklerin önüne yemeleri için atıldığını duymak da şaşırtıcıydı.

 

AÇLIKTAN DAHA BÜYÜK BİR PROBLEM OLARAK KARŞIMIZA ÇIKAN SORUN: GÜVENLİK

Somalililer, yaklaşık çeyrek asırdır ülkenin her köşesinde kanun ve nizamı sağlayacak merkezi yönetimden mahrumdur. Ülke, Mogadişu’nun belli bölgelerine sıkışmış mevcut yönetim ile ülkenin büyük çoğunluğunu kontrol eden Eş-Şebab örgütü tarafından fiilen yönetilmektedir. Eş-Şebab örgütü bölgenin kontrolü adına dışarıdan gelecek tüm yardımları engelleme yönünde irade göstermekle kalmayıp, ülkenin kurumsal altyapısının gelişmesini de engellemektedir. Kıtlık felaketi sonrası Başkent Mogadişu’dan gelebilecek sosyal yardımları engellememek için çekilen örgüt, yine de başkentte hala aktif operasyonel kudreti elinde bulundurabiliyor. Merkezi hükümete karşı giriştiği kanlı eylemler ile güvensizlik ortamı oluşturarak ülke siyasetine yön vermeye çalışıyor. Konuştuğumuz yetkililerden dinlediğimiz kadarıyla Eş-Şebab’ın kontrolünde olduğu bölgelerde güvenlik riski merkezle kıyaslanmayacak kadar az. Merkezde gördüğünüz her tarafta devriye atan askerlerin olduğu tablo, güneyde yani Eş-Şebab’ın kontrolünde olan bölgelerde görülmüyor. Eş-Şebab birlikleri sosyal yaşamın içinde değil aksine karargahlarında kalıyorlarmış. Olay anında sadece müdahale için çıkıyorlarmış. Gece dışarı çıkmanın serbest olduğu güneyde Eş-Şebab’ın kontrolünde olan, açlıktan oluşan kampların merkezdekilerine göre daha düzenli şartlara sahip olduğu, kamptakilerin kayıtlarının bulunduğu hatta kriz yönetiminin de getirdiği göç yasağı şartlarıyla daha iyi bir kriz yönetimi ortaya koyulduğu, bu sayede göçlerin önüne geçilerek tarım arazilerinin boş kalmasının engellendiği söylenenler arasındaydı. Bunlar hakikatse eğer Eş-Şebab’ın halk üzerindeki sempatisi oldukça fazla olmalı; özellikle de güneyde. Başkent Mogadişu’da Somalili olmayanların, otelleri dışına yanlarına güvenlik birimleri almaksızın çıkmaları yasak. Kendi vatandaşları için de akşam ezanından sonra sokağa çıkmak yasak. Bizim Somali’de bulunduğumuz 3 gün içinde iki patlama gerçekleşti. Türkiye’yedöndüğümüz gün de bir milletvekili saldırı sonucu öldürülmüş. Yine biz döndüğümüzden bir gün sonra, haberlerde Mogadişu’da yaşanan bir patlamada 3 kişinin öldüğünü, 4 kişinin yaralandığını okudum.

TÜRKİYE’NİN SOMALİ’DEKİ ROLÜ

Somali’deki açlık krizi kısa sürede çok dramatik bir insanlık krizine evrilmesine rağmen, maalesef ciddi bir uluslararası yardım seferberliği başlamadı. Kriz süresince, Birleşmiş Milletler gibi, ekonomik açıdan gelişmiş ülkeler de felakete müdahalede ve yardım ulaştırmada hiçbir ciddi çaba göstermedi. Yanı başında patlak veren Libya’daki iç savaşa müdahale için adeta sıraya giren ülkelerin, Somali’deki krize duyarsız kalmaları hala sömürgeci mantıktan uzaklaşmadıklarının bir delili olarak sayılabilir.Türkiye, krizin patlak verdiği andan itibaren, resmi kurumları ve sivil toplum örgütleri ile ciddi bir yardım seferberliği başlatmıştır. Kızılay, TİKA gibi resmi kurumların yanında İHH İnsani Yardım Vakfı, Yardımeli Derneği gibi sivil toplum örgütleri de bölgede ciddi faaliyette bulunmaktalar. Afrika Boynuzu olarak adlandırılan Etiyopya, Somali, Kenya ve Cibuti’yi kapsayan bölgede yaşanan kuraklık ile ortaya çıkan gıda güvenliği sorunu, politik açıdan en zayıf halka olan Somali’de dramatik bir kıtlık felaketine dönüşmekte gecikmedi. Besin ve su kaynaklarına ulaşım için yapılan ölümüne yolculuklar ve sığınma kamplarında yaşanan trajedi tüm dünyanın gözü önünde yaşanmasına rağmen, bölgeye uluslararası yardım yetiştirilemedi. Felakete müdahale ve yardım katkısı sunma konusunda tüm dünyada en etkin çaba Türkiye’nin çabası oldu.  Türkiye gerek sivil toplumuyla gerekse de devlet kurumlarıyla Somali nezdinde çok şey ifade ettiğini görmek için gerçekten Somali sokaklarında dolaşmanız gerekmektedir. Özellikle açlık krizinden sonra Türkiye’nin Somali’ye olan yardımları, hâlihazırda Somali devletini ve sistemini ayakta tutan bir öneme sahip.

İç savaş sebebiyle harap olmuş ve sahip olduğu kaynakları kullanamamış olsa da Somali çok önemli bir ülke. Kızıl Deniz’e girişi dolayısıyla Süveyş Kanalı’nı kontrol eden coğrafi konumu, Somali’ye büyük bir jeo-stratejik anlam yüklemekte. Somali’nin korsanları ile ünlü olması da özellikle dünya ticareti için kritik olan coğrafyada bulunmasıyla doğrudan alakalı. Ülke zaten tarihi olarak önemli bir ticaret noktası olagelmiş. Bunun için özellikle İngilizler ve İtalyanlar büyük rekabet içine girmişler.

Somali’nin bir diğer özelliği yer altı kaynakları açısından oldukça zengin olması, fakat uzun senelerdir devam eden istikrarsızlık sebebiyle bu kaynaklardan faydalanamaması. Enerji kaynakları açısından zengin bir bölgede yer alan Somali’de henüz keşfedilmemiş zengin rezervlerin olduğu kanaati yaygın. Bu konuda yapılan çalışmalar da Somali’yi potansiyel petrol ihracatçıları listesinde üst sıralara yerleştiriyor.Tüm bu kaynak ve imkanlara kaliteli insan gücü de eklendiğinde Somali’nin, istikrarın sağlanması durumunda geleceği çok parlak olduğunu söyleyebiliriz.

SON GÜN: YETİMLERLE BİRLİKTE

El-Cezire ve Vadacir bölgelerinde toplamda 1200 aileye kumanya dağıtımımız gerçekleşti. Daha çok şehrin en yoksul bölgeleri olarak bilinen, kuraklık ve iç göçlerden ötürü bu bölgelere yerleşmiş olan mülteciler önceden belirlenmiş ve dağıtılan biletlerle erzak dağıtım alanına gelerek, hissesine düşen kumanyanın yanına oturarak herkesin gelmesi beklendi. Genel bir kontrolden sonra herkes kumanyasını alıp çadırının yolunu tuttu. Kendi payına düşen kumanyayı taşıyamayacak kadar yaşlı olan bir amcaya kumanyasını taşımada yardımcı olurken bizlere “Allah sizden razı olsun” gibi cümlelerle dua ediyordu.Yahşit’de inşa edilmiş bir camide namaz kıldıktan sonra yolumuza devam ettik.

İHH’nın El-Cezire sahili kenarında inşa ettiği Somali şartlarında olağan üstü bir yetimhane kompleksi mevcut. Ziyaretimizin son gününde bu yetimhaneyi ziyaret ederek çocuklarla hemhal olduk. İsmi Anadolu olan bu büyük komplekste, bin 500 öğrenci kapasiteli bir okul, 400 öğrencinin kalacağı bir yurt, mescit, yemekhane, klinik ve kafeterya yer alırken; ortasında da basketbol, futbol, voleybol için kullanılabilecek minik bir saha da bulunmakta. 20 yıl iç savaşa ve siyasi istikrarsızlığa sahne olan Somali, merkezi bir devletten yoksunluğu sebebiyle ülkede alt yapı, eğitim ve sağlık gibi hizmetler işlememektedir. İç savaş nedeniyle ise çok sayıda çocuk yetim kalmış ve bakıma muhtaç hale gelmiş vaziyette. Dünya üzerindeki yetimleri korumaya almak için çalışan İHH, Somali'deki çocuklara da sahip çıkmış. Bunun yanında kalıcı projelerle halkın kendine yetebilerek yardıma muhtaç hale gelmemesi için çalışıyor. Kompleksin kendi ayakları üzerinde durabilmesi adına bir vakfiye olarak inşa edilen oteli ziyaret ettik. Kaba inşaatı tamamlanmak üzere olan otel, yarısı Somalili bir işadamının yarısı da İHH’nın olacak bir mülk. Elde ettiği karla yetimhanenin masrafları karşılanacak, aynı zamanda Türkiye’den gelen misafirlerde bu otelde konaklayabilecek.

Yetimhane kompleksi inşasının amacı Somali’nin siyasi kaos ortamı sebebiyle mağdur olan yetim çocuklarına bakılması, eğitilmesi ve hayata kazandırılması olduğunu çok net görebiliyorsunuz. Bizim ziyaretimizden dolayı mescitte küçük bir program hazırlanmıştı, bizlerde o programın misafir konukları olarak sessizce olanları izliyorduk. Bir yetim kardeşimizin Kur’an tilavetiyle başlayan program yine birkaç yetimin Arapça bir parça söylemesiyle devam etti. Fakat en çok duygulandığımız yer siyah, çizgili takım elbisesiyle tek başına karşımda güzel sesiyle bir yetimin, Mavi Marmara parçasını söylemesi oldu. Mavi Marmara şehitlerini bizlere tek tek anımsatan bu minik yüreğe teşekkürler ediyorum. Diğer arkadaşlar yetimlere bayramlıklarını dağıtırken, ben yanımda hediye olarak getirdiğim güzel kokuları ve balonları yetimlerimize hediye ederek, onlarla tanışmaya çalıştım. “Bir kimse sırf Allah rızâsı için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap yazılır…” (Ahmed, V, 250) hadisini tatbik etmek için görebildiğimiz tüm yetimlerle ilgilenip onlarla hemhal olmaya çalıştık. Bölgede İHH’nın inşa ettiği ya da proje olarak ortaya koyduğu pek çok yer ziyaret edildi. Hatta kardeş kuruluşların da ofisleri ziyaret edilerek tanışıldı. Programımız oldukça verimli geçti. 

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09